Ben: Evet, neden?
Melisa: O sana anlatır, neyse
Telefonu elimde tutup ekrana bakakaldım.
Ne oluyordu?
Önce Yiğit bana "Sakın inanma." diyordu.
Şimdi de kuzeni hiçbir şey söylemeden konuşmayı bitiriyordu.
İkisi arasında ne yaşanmıştı?
O gece uzun süre uyuyamadım. Aklımda tek bir soru vardı:
Yiğit'e yazdım.
Ben: Anlatıcak mısın?
Bir süre sonra cevap geldi.9Please respect copyright.PENANAeHjaARDQj9
Yiğit: Ya şimdi şey oldu ben bunun hoşlandığı kişiye laf attım, bişeyler yaşandı. O da sana yazdı intikam almak için.9Please respect copyright.PENANApzVwIuOnTb
Ekrana bakakaldım.
Yiğit, Melisa'nın hoşlandığı çocuğa laf atmıştı. Melisa da bunun intikamını benden almaya çalışıyordu.
Ama...
Neden benden?
Madem Yiğit'le kavga etmişti, neden gidip onunla uğraşmıyordu da bana yazıyordu?
Aklımın bir köşesinde tuhaf bir ihtimal belirdi.
"Yoksa Melisa, benim Yiğit için önemli olduğumu mu düşünüyordu?"
Bu düşünceyi hemen kafamdan attım.
"Saçmalama Miray." dedim kendi kendime.
Belki de sadece beni olayın içine çekmek istemişti.
Ama yine de...
Neden ben?
O gece daha fazla düşünmek istemedim.
Telefonumu komodinin üzerine bıraktım.
"Boş ver..." diye mırıldandım kendi kendime.
"Nasılsa yarın okulda görürüm."
Perdeyi kapatıp yatağıma uzandım. Gözlerimi kapattığım anda bile aklımda aynı soru dönüp duruyordu.
Sabah alarm çaldığında kendimi hiç dinlenmiş hissetmiyordum. Hızlıca hazırlanıp evden çıktım. Hava serindi. Okula doğru yürürken elim yine istemsizce cebimdeki telefona gidiyordu.
Okulun kapısından içeri girer girmez Hira'yı gördüm.
"Suratın niye asık?" diye sordu.
Dün gece olanları tek tek anlattım.
Hira bir süre düşündü.
"Yiğit Melisa'nın sevdiği kişiyle tartışmışsa ve Melisa da intikam almak için sana yazıyorsa... Ya Yiğit de senden hoşlanıyorsa? Sonuçta intikam almak için kendi sevdiği kişinin yerine seni koymuş ve bu durumda Yiğit'in sevdiği kişi de sen oluyorsun."
"Benden neden hoşlansın ki?."
"Neden hoşlanmasın ki?"
Birlikte sınıfa doğru yürümeye başladık.
İlk iki ders normal geçti.
Üçüncü dersin zili çalınca yine bahçeye indik.
Her zamanki banka oturduk.
Aradan birkaç dakika geçmişti ki Yiğit ve arkadaşları da yine yan banktaki yerlerini aldı.
Artık bunun tesadüf olmadığına emindim.
Konuşuyormuş gibi yapıyordum ama gözüm ara ara ona kayıyordu.
Bir ara başımı kaldırdım.
Yiğit yine bana bakıyordu.
Bu kez bakışlarını hemen kaçırmadı.
Yaklaşık iki üç saniye boyunca öylece birbirimize baktık.
Sonra arkadaşının omzuna vurup gülmeye başladı.
İçimden,
"Gerçekten bana mı bakıyordu, yoksa yine ben mi abartıyorum?"
diye geçirdim.
Tam o sırada Berfin dirseğiyle bana hafifçe vurdu.
"Kanka..." dedi kısık sesle.
"Ne?"
"Sağına bakma."
"Neden?"
"Bakma işte."
Merakıma yenildim.
Yavaşça başımı çevirdiğimde Melisa'nın bize doğru yürüdüğünü gördüm.
Yüzündeki ifadeden, bu gelişin pek hayra alamet olmadığını anlamıştım.
9Please respect copyright.PENANAbQcvRiJr6R


