Birlikte sınıfa çıktık.
İlk iki ders normal geçti.
Üçüncü teneffüste yine her zamanki bankımıza oturduk.
Berfin komik anılar anlatıyordu. Hira kahkahalar atıyordu. Ben de gülüyordum ama aklım bambaşka yerdeydi. Yiğit yine arkadaşlarıyla birlikte yan banktaydı. Bu sefer beni fark edince hafifçe gülümsedi. Ben de istemsizce gülümsedim. Tam o sırada yanındaki kıvırcık saçlı çocuk koluyla Yiğit'i dürttü. Yiğit bana bakmayı bırakıp ona döndü. Çocuk bir şeyler söyleyince hepsi gülmeye başladı. İçime garip bir kurt düştü.
"Acaba benden mi bahsediyorlardı?"
Hira omzuma dokundu.
"Kanka yine daldın."
"Yok ya."
"Yok ya dediğine göre kesin yine karşı bankı izliyorsun."
Berfin de gülmeye başladı.
"Bir gün gidip konuşun da biz de rahatlayalım." dedi Berfin.
Tam cevap verecektim ki...
Tam cevap verecektim ki önümde bir gölge durdu. Başımı kaldırdım. Karşımda Yiğit'in yanındaki kıvırcık saçlı çocuk vardı.8Please respect copyright.PENANABOiqfGum8T
"Miray sen misin?" diye sordu. Şaşkınca başımı salladım.
"Evet..."
"Yiğit seni çağırıyor."
Kalbim bir anda hızlanmaya başladı.
"Beni mi?"
"Evet." Hira ile Berfin aynı anda bana döndü.8Please respect copyright.PENANAZqs69cd72C
Derin bir nefes alıp ayağa kalktım.
Yan banka doğru yürürken sanki bütün bahçe bana bakıyormuş gibi hissediyordum.
Yiğit beni görünce arkadaşlarına,
"İki dakika." dedi.
Sonra bana döndü.
"Rahatsız etmiyorum değil mi?"
Başımı iki yana salladım.
"Yok."
"Geçen gün Tuğra seni rahatsız etmiş. Bir daha olursa haber ver, tamam mı?" dedi Yiğit8Please respect copyright.PENANAKV6t3IM8sp
"Hm... sana geçen o konuyla ilgili teşekkür etmeyi unutmuştum. Tuğra bırak birdaha yanıma gelmeyi görünmedi bile."
Yiğit hafifçe gülümsedi. "İyi o zaman."
Kısa bir sessizlik oldu. Ne diyeceğimi bilmiyordum. O da sanki söylemek istediği başka bir şey varmış gibi bana bakıyordu. 8Please respect copyright.PENANAkXYdDvqaNB
"Şey..." dedi ensesini kaşıyarak. "Rahatsız ettiyse kusura bakma. Bizim çevreden olduğu için ben konuşayım dedim." 8Please respect copyright.PENANAsZbYcH73Sc
"Yok, iyi ki konuşmuşsun."
Tekrar kısa bir sessizlik oldu.
Tam o sırada uzaktan kıvırcık saçlı çocuk bağırdı. 8Please respect copyright.PENANADvSDBB3o3X
"Yiğiiit! Hoca geliyor!"
Yiğit başını çevirip, "Geliyorum!" diye seslendi.
Sonra tekrar bana döndü. "Neyse... kendine dikkat et."
Başımı salladım. "Sen de."
Yanından ayrılıp Hira ve Berfin'in yanına döndüğüm an ikisi de yüzüme öyle bir baktılar ki...
Berfin gülmemek için dudağını ısırıyordu.
Hira ise kollarını bağlayıp kaşlarını kaldırdı. 8Please respect copyright.PENANAkTCqyJP3h5
"Ee?" 8Please respect copyright.PENANAbPOIzq8MGF
"Ee ne?" 8Please respect copyright.PENANAEMpDHTi3fg
"Ne konuştunuz?" 8Please respect copyright.PENANA0yswfAFdQi
"Bir şey yok. Tuğra'yı sordu sadece."
Berfin kahkaha attı. 8Please respect copyright.PENANAEMMAk8PRbl
"Sadece mi?" 8Please respect copyright.PENANABtwFTyvTb4
Berfin başını iki yana salladı. 8Please respect copyright.PENANA4lbmcmfe3d
"Miray... Bir çocuk seni kalabalığın içinden yanına çağırıp 'Bir daha biri seni rahatsız ederse haber ver.' diyorsa, bu bize göre sadece değildir."
"Evet."
Ben ise cevap vermedim.
İçimde, tarif edemediğim sıcak bir his vardı.
Tam o sırada zil çaldı.
"Hadi koşun!" dedi Hira.
Üçümüz gülerek sınıfa doğru koştuk.
Ders boyunca istemsizce az önceki konuşmayı düşündüm.
"Bir daha olursa haber ver."
Bu cümle kulağımda yankılanıp duruyordu.
Son ders de bitmişti.8Please respect copyright.PENANAG9ZBk5iard
Hepimiz sınıflarımıza doğru yürümeye başladık.
Merdivenlere geldiğimizde arkamı dönüp son bir kez baktım.
Yiğit hâlâ olduğumuz yere bakıyordu.
Göz göze geldiğimizi fark edince hafifçe gülümsedi.
Ben de istemsizce gülümsedim.
Sonra ikimiz de farklı koridorlara yürüdük.
Sonra ikimiz de hiçbir şey söylemeden yürümeye devam ettik.
Garipti...
Okulda neredeyse hiç konuşmuyorduk.
Ama bakışlarımız, sanki söyleyemediğimiz cümlelerin yerini dolduruyordu.
ns216.73.217.9da2


