Bir gün yağmurlu bir akşamda markete gitmek için hazırlandım. Yolda Yiğit ile karşılaştım. Durdu ve bana baktı bende bir süre durup ona baktıktan sonra yoluma devam ettim. Yiğit yolumu kesti.
"Miray..."
Adımı söylediğinde ona dönüp baktım. Gözlerim doluyordu fakat belli etmemek için çabalıyordum.
"Efendim?" dedim boğuk bir sesle
"Özür dilerim."
"Neden?"
"Sana umut verdim, kırdım seni, kusura bakma."
Artık içimdekileri tutamıyordum birden ağlamaya ve yüzüne karşı herşeyi söylemeye başladım.
"Sen beni kırmadın sen beni parçaladın Yiğit, hala aptal gibi aklım sende. Neden burdasın, neden? Yine mi kafamı karıştıracaksın? Ne kadar vicdansızsın. O gün Zeynep'in yanındayken beni gördüğünde hiç mi düşünmedin bu kız ne yapar canı yanar mı diye? Aylarca umut verdin bana şimdi..."
"Özür dilerim Miray, senden o zamanlar hoşlanmıştım sonra... Zeynep kafamı karıştırdı. Aklım onda olmaya başladı. Ondan başkasını düşünemiyordum."
"Sen sevmekten ne anlarsın?" diyerek iki elimle göğsüne vurmaya başladım. Beni durdurmuyordu bunu hak ettiğini biliyordu. Kendimi toparladığımda yanımıza Tuğra geldi. Yiğit bunun burda ne işi var gibi bir bakış attı.9Please respect copyright.PENANACk9YlfU1Gs
"Miray..." dedi Tuğra. Ona doğru döndüm. 9Please respect copyright.PENANAX76gmiKIO1
"İyi misin?" diyerek bana doğru yaklaştı. Bana sarıldı, sakinleştirmeye çalıştı ilk başlarda.
"Ne işin var senin burada Miray" dedi Tuğra.
"Ne demek ne işi var görmüyor musun konuşuyoruz." dedi Yiğit
"Yakışıyor mu lan sana bir kızı ağlatmak?" diye çıkıştı Tuğra
Tuğra'ya hafif bi dokunuş yaparak onu sakinleştirdim.
"Yeter." dedim
İkisi de sustu.
Yağmur hâlâ yağıyordu.
Sadece damlaların yere çarpma sesi duyuluyordu.
Derin bir nefes aldım.
Gözyaşlarımı kolumun tersiyle sildim.
Yiğit'e son kez baktım.
"Biliyor musun?" dedim.
"Ben senin özrünü bekledim hep."
Yiğit başını eğdi.
"Her gün 'Belki bugün gelir, belki bugün açıklar.' diye düşündüm."
Sesim titriyordu.
"Ama sen gelmedin."
"Miray..."
"Hayır. Bu sefer beni dinle."
İlk defa sözünü kesmiştim.
"Senin yaptığın şey sadece vazgeçmek değildi."
"Beni aylarca kendimden şüphe ettirdin."
"'Acaba bende mi bir eksik var?' diye düşündürdün."
"Bir insanı en çok sessizlik yoruyor biliyor musun?"
Yiğit hiçbir şey söylemedi.
Sadece dinledi.
"Şimdi çıkıp 'Özür dilerim.' diyorsun."
"İyi. Özürünü kabul ediyorum."
İkisi de şaşkınlıkla bana baktı.
"Ama affetmiyorum."
Bu cümleden sonra ilk kez Yiğit'in gözleri doldu.
Başını eğdi.
"Bunu hak ettim."
"Evet."
"Geç kaldın."
Birkaç saniye kimse konuşmadı.
Sonra arkamı döndüm.
Tuğra da benimle birlikte yürümeye başladı.
Yiğit arkamdan sadece bir kez seslendi.
"Mutlu ol Miray."
Durmadım.
Arkamı da dönmedim.
Sadece yürümeye devam ettim.
Çünkü bazı vedalar...
Arkaya bakınca değil,
Yürümeye devam edince tamamlanıyordu.
.....9Please respect copyright.PENANAg9hZKv5Kd3
O günün üzerinden yıllar geçti.
Üniversiteyi bitirdim.
Okçuluğu hiç bırakmadım.
Yıllarca verdiğim emeğin sonunda milli takıma seçildim.
Hayat beni çocukken hayalini bile kuramadığım yerlere götürdü.
Hira ve Berfin hâlâ hayatımdaydı.
Aradan yıllar geçmesine rağmen dostluğumuz hiç değişmedi.
Yiğit ise kendi hayatını kurdu.
Evlendi.
Bir çocuğu oldu.
Bazen sosyal medyada karşıma çıkıyordu.
Eskisi gibi canım yanmıyordu.
Sadece bir zamanlar onu çok sevmiş küçük hâlime üzülüyordum.
Yiğit'ten sonra hayatıma kimseyi almadım.
Belki korktum...
Belki de ilk kırgınlığımın izini uzun süre üzerimden atamadım.
Ama artık şunu biliyorum...
İlk aşk, her zaman sonsuza kadar süren aşk değildir.
Bazen sadece sana sevmeyi...
Kırılmayı...
Ve en sonunda kendini yeniden toplamayı öğreten kişidir.
Benim hikâyem mutlu sonla bitmedi.
Ama güçlü bir sonla bitti.
Çünkü bir zamanlar tek bir mesajı için saatlerce telefonun başında bekleyen kız...
Yıllar sonra kendi hayallerinin peşinden koşan bir kadın olmuştu.
Ve sanırım...
En güzel intikam, mutlu olmaktı.
ns216.73.216.184da2


